"Ailede Sevgi İletişimi"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

"Ailede Sevgi İletişimi"

Mesaj  CanSIMSEK Bir Perş. Ağus. 07, 2008 9:23 am

Her aile çocuğunu iyi ve başarılı olarak yetiştirmek ister. Bunu sağlamak için, sadece beden gelişmesine dikkat etmek yetmez. Çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl geçirdiği ve nasıl bir kimlik oluşturduğu da çok mühimdir. Çocuğun vücudu nasıl yediklerinden ve içtiklerinden oluşuyorsa, kafası ve kalbi de öğrendiklerinden, gördüklerinden, duyduklarından, hissettiklerinden meydana geliyor. Bu sebeple çocuğun yediklerine ve içtiklerine yaşı itibariyle dikkat edenlerin, kafa ve kalp midelerine aldıklarına da çok dikkat etmeleri gerekir. Bu dikkati gösterirken, çocuğu asla baskı altına almayınız. Onları ayrı ve önemli bir kişi gibi görüp, bağımsızlıklarına saygı duyunuz. Çocuklarınızı tanımada ve anlamada en büyük yardım, onlarla aranızda kurduğunuz köprüdür. Çocuğunuzla aranızda kurduğunuz en etkili, kalıcı ve sağlam köprü İLETİŞİM’ dir. İletişim hep dikkat gerektiren bir süreçtir. Çünkü çocuğunuz sürekli büyümektedir. Hem ruh, hem de beden olarak devamlı gelişmektedir. Bu sebeple onu bir kere anlamak yetmez. Kurduğunuz sağlam iletişim köprüleri daima açık kalmalıdır. Devamlı gelişen çocuk, devamlı değişiklik gösterir. Her yaşın kendine mahsus özellikleri vardır. Mesela, ergenlik çağında bir takım bedensel değişimler, bazı rahatsızlıklara sebep olabilir. Bel ve bacak ağrıları oluşabilir. Çocuğu ile iletişimi sağlam olan anne babalar bunun farkında olurlar ve ne kendileri paniklerler, ne de çocuklarını korkuturlar. Ayrıca ve daha önemlisi, ergenliğe geçişte bazı davranış değişiklikleri belirir. Bunların başlıcalarını şöyle özetleyebiliriz.
1-Yalnızlık isteği: Çoğu gençler yalnızlığı isteyebilir, ayrı bir odası olmasını arzu eder. Odasında yalnız kalmak hoşuna gider.
2-İsteksizlik: Hızlı gelişimleri, enerjilerini tam olarak kullanmamaya sebep olabilir. Tüm enerji bedene yansır. Bu da ağrılara sızılara yol açar. Okul başarısı da bu sebepten düşebilir. Bu durum kaygı vermemeli, çünkü geçicidir.
3-Topluma ters düşme: İçinde bulunduğu ortama karşı çıkabilir. Bu sebeple uyumsuz ve isyankar görülebilir. Bu durumun da geçici olduğu bilinir ve hoşgörüyle karşılanırsa daha da büyüyüp yerleşmesi önlenir.
4-Otoriteye karşı direnme: otoriteyi temsil edenlere karşı çıkabilir. Karşı çıkmazsa, bazı davranış bozuklukları gösterir. Olay meydana getirir, yerli yersiz ıslık çalar, dalıp gider, aldırmazlık, dikkatsizlik, kabalık, inatçılık, kafa tutma ve şüphecilik gösterir. Özellikle 13 yaş kişinin en huzursuz dönemidir.
5-Duygululuk artar: Duygu yoğunluğu, karamsarlık, söyleneni ters anlamak, çabuk sinirlenmek, hiçbir şeyden memnun olmamak, küçük şeylere de ağlamak ve gülmek şeklinde kendini belli eder.
6-Kendine güven duygusu azalabilir: Özellikle de onlardan beklenen rollerin yoğunluğu, kendilerine olan güven duygusunu yitirmelerine sebep olabilir. Ayrıca, ergende bir çok kaygılar oluşur. Çelişkili ruhi durumları vardır. Ancak yıllar geçtikçe ve büyüklerinin yardımı ve anlayışıyla bütün bu olumsuzluklar ortadan kalkar. Önemli olan, ruh ve beden sağlığı yerinde ve eğitimci bir aile ortamı oluşturmaktır. Böyle bir aile, okula da yardımcı olur. Eğitimci olmakta okul ile aile tam bir işbirliğine girerse, ruh ve beden sağlığı korunmuş iyi insanlar yetişir.
SAĞLIKLI BİR AİLE, MESELELERİ NASIL ÇÖZER?
1-Duygu ve düşünceler olduğu gibi abartılmadan ortaya konur.
2-Mesele, olduğu andaki şekliyle ortaya konur, eski birikintiler işin içine sokulmaz.
3-Meseleyi çözmek için, hemen öğüt vererek işe başlanmaz. Davranışlar somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele alınır.
4-Konunun özü ile, konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırt edilir. Mesela siz çocuğunuza, “İki saat geciktin” dediğinizde, o size, “Hayır, bir saat kırk beş dakika geciktim” dememelidir.
5-Meseleyi çözerken, illa haklı çıkma iddiasında olmamalıdır. İki tarafında anlaşabileceği bir çözüme yönelmek daha faydalıdır. “Ben haklıyım! Sen yanlış yapıyorsun!” diyen bir yaklaşım hiç faydalı olmaz.
6-Bir meseleyi tek başına ele almalıdır. İşin içine başka bir konu karıştırıldığında, çözüm güçleşir. Meseleleri tek tek ele almak ve çözüme gitmek, işi kolaylaştırır. Belirli bir konu üzerinde ve özellikle de çatışmanın yoğunlaştığı hususu ele almak ve üzerinde sakince durmak çözüme giden yolun başlangıcıdır. Mesela, “Hem geç kalıyorsun, hem de bana yardım etmiyorsun” diyerek iki konuyu bir anda ele almak yanlıştır.
7-Meseleyi çözmek için sadece konuşmak, hep konuşmak, tek yanlı çözümler teklif etmek eğitimci anne babaya yakışmaz. Eğitimci anne baba, dinlemeyi de bilir. Hem de çok ciddi bir biçimde, sadece kulağı ile değil, kalbi ile de dinler ve anlamaya çalışır.
8-Eğitimci anne baba, çocuğa kendi özel bir malı gibi bakmaz. Çocuğun gerçek sahibi anne baba değildir. Onu yüce Yaratıcının bir emaneti gibi görmek ve korumak ve iyi bir insan olarak yetiştirmek üzere emanet almışızdır.
9-Çocukla iletişim kurmanın en iyi yolu, onun kalbine girmek ve onu şartsız sevmektir. O zaman, çocuk da anne babasını şartsız sevecek ve hatta arkadaş gibi görecektir. Çocuğu ile arkadaş olabilen anne baba, eğitim işini çözmüş demektir. Eğitimci anne baba, çocuğu ile birlikte öğrenen, birlikte ağlayan, birlikte gülen anne baba demektir.
10-Unutmalım ki, kalbine giremediğimiz çocuğun kafasına da giremeyiz. Sevgi merkezli eğitim, en emin eğitim yoludur.
HEPİMİZE, İYİ İNSAN YETİŞTİRMEK NASİP OLSUN, ÇÜNKÜ HAYATIN EN BÜYÜK MUTLULUĞU BUDUR.
Eğitimi önemseyen anne babaları, en kalbi duygularımla selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
avatar
CanSIMSEK
Moderatör
Moderatör

Erkek Mesaj Sayısı : 129
Yaş : 25
Nerden : Almanya
Lakap : KRaLTüRK
Kayıt tarihi : 06/08/08

Kullanıcı profilini gör http://forumezu.com/index.php

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz